Tarihler 15 Temmuz’u gösterdiğinde elektronik ortamda bir yazı dolaşmaya başladı. Yazıda, “Yargıtay 1. Ceza Dairesinin UĞUR KAYMAZ ve babası AHMET KAYMAZ’ın öldürülmesi ile ilgili davada yerel mahkemece verilen beraat kararını onaması hukuk devleti olmanın ilkeleri ile bağdaşmamakta, adalet duygusunu ve vicdanları yaralamaktadır” diyor ve yazı sürüyordu. “Bu karardan sonra, Artık hepimiz biliyoruz ki; Sanıklar güvenlik görevlileri ise, adalet hiç gerçekleşmiyor, Bu ülkede çocukların bile yaşam hakkı güvence altında değil. Herhangi bir zaman diliminde, içimizden herhangi biri ‘meşru müdafaa’ kurşunlarından payına düşeni alarak öldürülebilir. Can güvenliğimizin sağlanması için herkesi Cumhuriyet Başsavcılıkları’na başvuruda bulunmaya çağırıyoruz” deniliyordu.
Elektronik ortamda bu güne kadar 192 imza atıldı ve yukarıdaki insani talep dile getirildi. Parmak kadar çocuk; UĞUR KAYMAZ ve babası AHMET KAYMAZ’ın devletin silahlı güçlerince katledilmesi, tüm delillere ve tanıklara rağmen katillerin cezalandırılmamasına tepki olarak doğan bu hareket, ülkenin her yerinde büyümeye devam ediyor.
Ankara’da bu kampanyayı imza atarak destekleyen bir grup çağrıcı, bugün Adliye sarayı önünde saat: 13.30′da buluştu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Müracaat Bürosuna gide 9 kişi hazırlayıp imzaladıkları dilekçelerin işleme konulmasını istediler.
Nejat TAŞTAN, Sevim SALİHOĞLU, Emir Ali TÜRKMEN, Mete ELÇİ, Fatma KIZILÖZ, Latife DEMİRCİ KAHYA, Belgin ORAL, Özgür Mehmet KÜTKÜT ve Yılmaz KIZILIRMAK’tan oluşan Artık Hepimiz Biliyoruz çağrıcılarının dilekçeleri Cumhuriyet Başsavcısı Ali KUŞOĞLU tarafından teslim alınarak kayda geçirildi. Başsavcılığa verilen dilekçe metni aşağıdadır.
Saat: 13:30’da başlayan dilekçe verme işlemleri saat: 14:50’de sona erdi. Artık Hepimiz Biliyoruz Ankara Çağrı grubu, başsavcılığın incelemesinin ardından insani taleplerini ve demokratik tepkilerini sürdürmeye devam edecekler.
Başsavcılığa verilen dilekçe metni:
ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin; 21 Kasım 2004 tarihinde, Mardin ili Kızıltepe ilçesinde Ahmet Kaymaz ve oğlu Uğur Kaymaz’ın öldürülmesi olayında sanık polisler hakkında Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği 2005/226 Esas ve 2007/162 Karar no’lu beraat kararını (bütün deliller ve adli tıp kurumu raporlarına rağmen) onamasından dolayı bir yurttaş olarak can güvenliğimden endişe ediyorum.
Yaşam hakkı ihlali, kutsal ve dokunulmazdır; insanlığa karşı işlenmiş suçlardandır. Babasıyla birlikte 12 yaşındaki bir çocuğun yaşam hakkını ihlal eden güvenlik görevlilerinin “cezasız bırakılması” toplumun adalet ve vicdani duygularını derinden yaralamıştır.
Böylesi bir kararın verilmesi, yeni ölümler anlamına da gelecektir. Bu nedenle yaşam hakkımın risk altında olduğunu düşünüyor; can güvenliğimin sağlanması için gerekli önlemlerin alınmasını diliyorum.
Saygılarımla,
Tarihler 15 Temmuz’u gösterdiğinde elektronik ortamda bir yazı dolaşmaya başladı. Yazıda, “Yargıtay 1. Ceza Dairesinin UĞUR KAYMAZ ve babası AHMET KAYMAZ’ın öldürülmesi ile ilgili davada yerel mahkemece verilen beraat kararını onaması hukuk devleti olmanın ilkeleri ile bağdaşmamakta, adalet duygusunu ve vicdanları yaralamaktadır” diyor ve yazı sürüyordu. “Bu karardan sonra, Artık hepimiz biliyoruz ki; Sanıklar güvenlik görevlileri ise, adalet hiç gerçekleşmiyor, Bu ülkede çocukların bile yaşam hakkı güvence altında değil. Herhangi bir zaman diliminde, içimizden herhangi biri ‘meşru müdafaa’ kurşunlarından payına düşeni alarak öldürülebilir. Can güvenliğimizin sağlanması için herkesi Cumhuriyet Başsavcılıkları’na başvuruda bulunmaya çağırıyoruz” deniliyordu.
Elektronik ortamda bu güne kadar 192 imza atıldı ve yukarıdaki insani talep dile getirildi. Parmak kadar çocuk; UĞUR KAYMAZ ve babası AHMET KAYMAZ’ın devletin silahlı güçlerince katledilmesi, tüm delillere ve tanıklara rağmen katillerin cezalandırılmamasına tepki olarak doğan bu hareket, ülkenin her yerinde büyümeye devam ediyor.
Ankara’da bu kampanyayı imza atarak destekleyen bir grup çağrıcı, bugün Adliye sarayı önünde saat: 13.30′da buluştu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Müracaat Bürosuna gide 9 kişi hazırlayıp imzaladıkları dilekçelerin işleme konulmasını istediler.
Nejat TAŞTAN, Sevim SALİHOĞLU, Emir Ali TÜRKMEN, Mete ELÇİ, Fatma KIZILÖZ, Latife DEMİRCİ KAHYA, Belgin ORAL, Özgür Mehmet KÜTKÜT ve Yılmaz KIZILIRMAK’tan oluşan Artık Hepimiz Biliyoruz çağrıcılarının dilekçeleri Cumhuriyet Başsavcısı Ali KUŞOĞLU tarafından teslim alınarak kayda geçirildi. Başsavcılığa verilen dilekçe metni aşağıdadır.
Saat: 13:30’da başlayan dilekçe verme işlemleri saat: 14:50’de sona erdi. Artık Hepimiz Biliyoruz Ankara Çağrı grubu, başsavcılığın incelemesinin ardından insani taleplerini ve demokratik tepkilerini sürdürmeye devam edecekler.
Başsavcılığa verilen dilekçe metni:
ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin; 21 Kasım 2004 tarihinde, Mardin ili Kızıltepe ilçesinde Ahmet Kaymaz ve oğlu Uğur Kaymaz’ın öldürülmesi olayında sanık polisler hakkında Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği 2005/226 Esas ve 2007/162 Karar no’lu beraat kararını (bütün deliller ve adli tıp kurumu raporlarına rağmen) onamasından dolayı bir yurttaş olarak can güvenliğimden endişe ediyorum.
Yaşam hakkı ihlali, kutsal ve dokunulmazdır; insanlığa karşı işlenmiş suçlardandır. Babasıyla birlikte 12 yaşındaki bir çocuğun yaşam hakkını ihlal eden güvenlik görevlilerinin “cezasız bırakılması” toplumun adalet ve vicdani duygularını derinden yaralamıştır.
Böylesi bir kararın verilmesi, yeni ölümler anlamına da gelecektir. Bu nedenle yaşam hakkımın risk altında olduğunu düşünüyor; can güvenliğimin sağlanması için gerekli önlemlerin alınmasını diliyorum.
Saygılarımla,
Like this:
Be the first to like this post.
Bu yazının yayınlanma tarihi: Temmuz 29, 2009 6:00 pm ve kategorisi: Uncategorized.
Etiketler: adalet, uğur kaymaz. Bu yazı için tüm yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0 besleme.
Yorumlar ve ping'ler şu anda kapalı.